
KIRIK İĞNE
sen!
bozkırın ortasında kuyu kazan
tenini kavuran ayaz yüreğine mi vurdu
evet belki bir yerlerde mevsim yaz
sabah güneşi kimleri öper de uyandırır
ya huşu çarşaf deniz kimlere işve kâr
ne kumun kızgını
ne suyun seriniyle tanış
tabanından ter damlayan ayaklar
sen o bozkırda bir geven,
sen rüzgarda bir hindiba
deniz aşırı ülküsüyle kan düğümlüye
ilmek atmak yaraşır ilmek üstüne.
arpalık müdavimi çil çil bakışlılar,
ruhu zürafa sokağı,
ufku ise dikiciler.
cümle hayra hırsız bağıyla bağlılar
senin ufkuna hırsız feneriyle bakar
onu da
mesaide kullanmıyorsa eğer.
sen!
yıldızı dişi düşlerine gönül koyan
hele bu dem
varsın kara kışlar hüküm sürsün
varsın
gececil kuşlar uçursun taraçasında nadanlar
alnından süzülen ter değiştirmez mi iklimleri
hem “menevşeyi” filizlendiren
o gözyaşı değil mi
sen!
yüreği o gövel ördeğin kanadına bukağılı
bir gün sürersen atını yabana
unutma
kınında bir kırık iğne
heybende ata tohumu
terkisinde gül lokumu
terkisinde tarhana
sen!
bozkırın ortasında kuyu kazan
bir gün küsersen
sarı çiğdem çiçekleri
beyaz papatyalar
en masumları bozkırın gelincikler hatırına
çerağı uyandır avuçlarında yine
değil mi ki bu gökyüzünün altında
daha kazılacak çooo…k kuyu var.
bir kırık iğne,
bir nasırlı avuçla.